Çarşamba, Şubat 13, 2013

İnsülin Pompası Deneyimleri

Ali'nin diyabetini 18 gündür insülin pompası ile yönetiyoruz. Enjeksiyona göre hayatımız çok rahatladı. Ali istediğini istediği saatte yiyebilir hale geldi. Canı istemezse de ara öğün yemek zorunda değil. Sabah istediği saatte uyanabilir. Kan şekerlerinde elbetteki dalgalanmalar oluyor ama anında müdahele edebilmek onun kan şekerinin  düzgün bir aralıkta gitmesine neden oluyor. Çok yağlı karbonhidrat yediğinde (patates kızartması veya pizza vb) insülini sindirim süresine yayabiliyoruz. Böylelikle süpriz bir yükselme ile henüz rastlaşmadık. Patates kızartması Ali'nin bünyesinde 4 saat sonra, pizza ise 5 saat sonra sindirime katılıyor. Eskiden Ali'yi kan şekeri 170 civarında yatırırdık. Yüksek olduğunu bile bile. Ama şimdi buçuklu üniteler sayesinde daha normal bir tokluk şekeri ile onu uykuya yolluyoruz. Bunlar şimdilik rastladığım en büyük kolaylıklar. Tabi şu an ha1c değeri beni çok meraklandırıyor. Bakalım o nasıl çıkacak?

Zorlukları ise 3-4 günde bir değişen infüzyon setinin Ali'yi germesi, ki bu da hayli azaldı. Dün akşam aslında acımadığını ama yine de korktuğu için bırbırlandığını itiraf etti. Çok haklı, hiçbir lafım yok. Ama belli ki alışacak. Nerde ilk haftadaki değişim, nerde dün akşam yaptığım değişim. İçim hayli rahatlamaya başladı. İkinci zorluk ise üstünde onu taşımak ve tuvalet problemi. Ali pompayı cebinde taşıyordu, ancak erkek çocuğunun tuvalet problemi nedeniyle kemere geçtik. Kemerden bir kaç çeşit aldım. Aldığım yer burası



Ebeveyn tarafından en büyük iş ise karbonhidrat sayımında. Öyle gelişi güzel karbonhidrat sayımı yapınca batıyorsunuz. Hiper ve hipolar kaçınılmaz oluyor. Mesela Ali'nin sabah 10 gr karbonhidratı için 1 ünite insülin yetiyorken akşam bu oran 8gr'a 1 ünite olarak değişiyor. Bunlara epey dikkat etmek gerekiyor.





Ali bir spor klübünün alt yapısında tenis oynuyor ve antrenmanlarında pompayla hiç rahat edemiyor. O nedenle sanırım o saatlerde pompayı çıkartıp ona serbest zaman yaratacağız. Aslında bunu kimse yapmıyor ama bırbırlanmaması için maksimum işbirliğindeyiz gençle:)

Şimdilik deneyimlerimiz böyle.

Pazar, Şubat 03, 2013

nothing but time


25 Ocak'ta okulların kapanmasıyla insülin pompasına geçiş yaptık. Diyabetli bir çocuğun annesi olarak izlenimlerim şöyle: büyük kolaylık. Yani öğün öncelerinde ki bu tam 3 kez oluyor yapmak zorunda olduğumuz insülin enjeksiyonları sona erdi. Yani artık gün içinde üç kez geriliyorken artık üç günde bir kez infüzyon set değişimi esnasında geriliyorum. Ali'nin şekerini kontrol ettikten sonra yiyeceği gıdanın da karbonhidratını sayarak evladım 3,2 (küsüratları çok sevdim) yapıver demek bir ebeveyn olarak çok kolay. İnfüzyon setini değiştirmek de kolay. Yani aslında yüzeyden bakınca herşey çok kolay. Ama aslında kolay değil. Sanırım şu 9 günde ömürümden yine ömür gitti.  Çok zor anlar geçirdik. Mert dahil tüm aile. Ali ilk günler cihazın onun özgürlüğünü kısıtlamasından dolayı çok hezeyanlar yaşadı. Denecek hiçbir şey yok. O kadar haklı ki! Aktif ve hareketli bir çocuk için 7/24 üstünde bir cihaz ile yaşama gerekliliğinin kabulü ne kadar kolay olabilir? 7 yaş bir beynin bunu sindirmesi ne kadar mümkün olabilir? Haliyle Ali'ciğim de bunu öyle şak diye kabullenemedi. Öyle laflar etti ki kursağımda öylece duruyor hepsi. Ah felek!

Ama nelere alışmadık ki, neleri kabullenmedik ki! Buna da alışacağız, alışacak. 3 günde bir infüzyon seti değiştirirken ikimizin birden ağlamadığı, isyan etmediği günler de gelecek. Yanlış anlamayın seti değiştiriken yaşanan bariz bir acı yok. Yaşanan acı Ali'nin bunca zaman  bu durum ile ilgili içinde tuttuğu tüm acıyı manen dışarı kusmasında. Yoksa 3 saniyelik bir iş o aslında ve seti taktıktan 10 dakika sonra onun vücudunda olduğunu bile unutuyorsun, ama dedim ya Ali'nin sıkıntısı, dolayısıyla benim sıkıntım daha içsel, daha çözümsüz.

Ama Ali'ye dünyada ne çok dert olduğunu, bunun dertten çok da fazla sayılamayacağını, başımıza her gelen şeyin bizim bazen göremediğimiz iyilikler için olduğunu, sıkıntılarla baş etmemiz gerektiğini anlatıyorum. Ne bilim sanki bir annenin de yapması gereken bu gibi geliyor. Hele ki elden başka birşey gelmeyince.

Zor günler bu günler ama geçecek, daha öncekilerinin geçtiği gibi. Öyle işte.

Salı, Ocak 08, 2013

Çarşamba, Ocak 02, 2013

Perşembe, Aralık 27, 2012

2012


Günler kendi gündemleriyle geçiveriyor
Yaş alıyorum
Çocuklarımın yaş almalarını izliyorum

Bu yıl da hızlıca bitiverdi
Her sene gibi getirdikleri, götürdükleri oldu
Zaten anladım ki hayat böyle bir şey
Olanlar oluyor, sen de olanlar karşısında bir tutum sergiliyorsun
İşte herşey o takındığn tutum ve hal ile ilgili
Becerirsen bir basamak yukarı
beceremezsen aynı sıkıntılardan bir daha
Ta ki öğrenene kadar

2012de farklılıklara karşı kabulüm arttı
Onun dışında bir nane ilerleme hissetmedim kendimde
yerimde saydım, yazık di mi?

Oğullarım büyüdü
Ali iyice okullu oldu
Mert iyiden iyiye çocuk oldu
Artık halıda sürekli tepişen boğuşan oğullarım var
Çok şükür


2012 de tükkan açtım
Hayalim olayı büyütmek
Ne kadar becerebileceğimi henüz kestiremiyorum

Yılı çok şükür sağlıklı bitiriyoruz.
Önümüzdeki yıl insülin pompasını öğreneceğimiz yıl olacak.


2013te daha çok seyahat etmek istiyorum.
Mert'in daha iştahlı olmasını
Ali'nin pompaya kolayca adapte olmasını diliyorum
Sağlık, huzur, neşe, afiyet zaten kırmızı kalemle başlık attığım dilekler


Herkese mutlu mesut günler dilemeyi de ihmal etmiyor, mutlu seneler diliyorum

Salı, Kasım 27, 2012

merto

 Çok yakışıklı
 Çok kokulu
 Çok alıngan
 Çok gezgin

Çok serseri

anneme not: nazar değmez korkma, elemtere fiş kem gözlere şiş, muck tak tak tak, maazallah, poponu kaşı, üzerlik yak, boncuk fanilada, çörek otu yalat, feleknas oku hepsi ok!

Çarşamba, Kasım 14, 2012

14 Kasım Dünya Diyabet Günü



Yine bir 14 Kasım. Bugün dünya diyabet günü. Bu blogu okuyanlar artık diyabetin 2 tipi olduğunu biliyorlar. Ali’nin 6 Nisan 2009’da teşhis edildiği diyabet türü Tip 1 Diyabet. Yani sebebinin %95 oranında çevresel faktörler ( çevre kirliliği, gıdalar, aşılar vs gibi yığın nedenlerin toplamına çevresel faktör diyorlar) olduğu söylenen tip 1 diyabet.

Tip 1 diyabet neden olur? Sağlıklı bireylerde vücudu dışarıdan gelen yabancı etkenlere karşı korumakta görevli bir bağışıklık sistemi bulunur. Bu sistemin virüs, aşılanma, ilaç, fizik veya psişik stres gibi herhangi bir nedenle normalden sapması sonucu kendi hücrelerini yabancı olarak algılaması, onlara saldırması ve tahrip etmesiyle meydana gelen hastalıklara “otoimmün hastalıklar” denir. Tip 1 diyabet de otoimmün hastalıklar grubuna dahildir. Bilinmeyen bir nedenle harekete geçen bağışıklık sistemi, insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelini tahrip etmektedir. Tahrip olan  beta hücreleri insülin üretemez hale gelince dışarıdan insülin vermek gerekir. İşte bizim de yaşadığımız tam olarak bu.

Peki tip 2 diyabet nedir? Herkeste, her yerde, her yaşta teşhis edilen diyabet türüdür. Pankreas hala daha insülin üretmeye devam eder ancak yeterli olmaz. Ailesinde diyabetli olanlar, şişman kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar ve stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir. Tedavisinde diyet ve insülin direncini önlemeye çalışan ilaçlar, daha ileri seviyesinde ise dışarıdan insülin verme durumu vardır. Bizim genelde duyduğumuz diyabet türü budur.

Pankreas ömrü olan bir organımız. Nasıl kuyudan su çektikçe su tükenir ise biz de insülin gerektiren yiyecekleri (karbonhidrat) tükettikçe sağlıklı bünye insülini üretir ancak bir süre sonra eski performansını gösteremez. O nedenle hayatında az hareket olan (hareket esnasında yediğimiz karbonhidratların hücreye geçmesi için insülin gerekmiyor), çokça yemek yiyen bizlerin tip 2 diyabet riski yüksek.

Dünya Sağlık Örgütü’nün  verilerine göre, dünyadaki 220 milyon diyabet hastasının yüzde 90`ı, kilo, genetik ve fiziksel hareketsizlikten kaynaklanan Tip 2 şeker hastalığına sahipken, kalan yüzde 10`u, çocuklukta başlayan ve vücudun insülin üretmemesinden kaynaklanan Tip 1 şeker hastaları oluşturuyor.

Tip 2 diyabetin uzun yıllar boyunca bir yetişkin hastalığı olarak kabul edildiği, ancak son 20 yıl içinde hastalığın yaşının giderek düştüğünü ve artık çocuklarda da görüldüğü belirtilen Dünya Sağlık Örgütü Tip 2 diyabet yaşının düşmesinin çok önemli bir tehlike olduğunun üye ülkeler tarafından anlaşılması ve mutlaka tedbir alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Neden? Çünkü çok az hareket ediyor, çok ama çok fazla yiyoruz:(


Tip 1 diyabet bir çocuğun başetmesi zor olan hastalıklardan biri. Ama bununla yaşamak da sanıldığı kadar zor değil. Ali artık yaşıyla beraber diyabetini daha iyi anlayıp yönetebilmeye başladı. Yakında insülin pompasına geçerek diyabeti daha da iyi yönetebileceğimizi düşünüyorum. Kontrollü beslenme, az abur cubur ve düzenli spor ile Ali maşallah çok sağlıklı. Amacımız bu durumu sürdürebilmek.

Kendinize ve diyabetinize iyi bakın.

Cuma, Kasım 09, 2012

ibeking dükkan

Benim dükkanımda olan ürünler olmazsa olmazlardan değil, ama varlıklarıyla dünyanıza biraz neşe, keyif ve mutluluk katması muhtemel şeyler. Umarım siz de ıvır zıvırları seviyorsunuzdur :) BURADA

not: beklediğimin çok üstünde bir talep oldu ve ürünlerimin çoğu tükendi:) ama iyi haber devamı olacak.